Labuce

Neydin sen Labuce?

Farkedemedıgım, eksik bır parçamıydın
yap-bozumda, gelıp ansızın kendı boşluğunu kapatan?

Bakışlarındakı aşkı görunce anlıyorum, kapımı çalanın gece olduğunu…

Hayatın kıyısına oturup, yüreğimize çarpan dalgaların sesini dinliyoruz…

Yıldızlara basıp, yokluğa
uzanıyoruz…

Geçmiş ve gelecek bütün aşkları toplayıp birer birer, önce bir\’e yüklüyor, sonra bölüp tüm varlığa
dağıtıyoruz…

Nesin sen Labuce?

Tanımadığımız dokunuslarda tanıdık izler arıyoruz…

Bölmüyor…

Acıtmıyor…

Kanatmıyor bizi hiç bir
şey…

Bir çocuk oluyor avuçlarımda
gece…

Bulut gibi…

Dokunsam yağacak…
Üflesem dağılacak…
Su gibi…

Parmaklarımı aralasam akıp
gidecek…

Tutmaya da bırakmaya da kıyamadığım
oluyor…

Nesin sen Labuce?

Bilmediğine nasıl ulaşır insan?
Nasıl tanır?

Nerden bilir onu?

Kayıp bir şehir
oluyoruz…suskun…

Tüm bilinenler , bilinmeyene
çarpıp bölünüyor…

Bir meltem esip
geçiyor…

Yıldızlar düşüyor gecenin bölünen
yerinden…

Gece soluyor…

Yıldızlar sönüyor…

Nesin sen Labuce?

Bıçakmıydın geceyi bölen?
Yağmurmuydun ıslatan?

Rüzgarmıydın geceyi sabaha
savuran?

Anlatamıyorum…

Susuyor…

Soluyor gece…

Avuçlarımdaki çocuk
dağılıyor…

Avuçlarımdakı çocuk akıyor parmaklarımın arasından…

Tutamadığım oluyor
gece…

Tutamadığım oluyor
çocuk…

Ve gecenin gözlerinde
nem…

Bir hiç gibi gidiyor…

Ah Labuce!

Gelenler gider, boşluklar biriktiririz itinayla…

Suretler takas edilir
gölgelerle…

Gecenin gölgesi olur mu Labuce?

Ay dolunay da olsa…
Her parça kendini bütünler
yalnızca…

Ay,güneşin kapasitesini belirler mi
Labuce?

Aslın yüzüdür her surette
aradığımız…

Oysa…

Bakiyesi hüzündür aşkın Labuce…

Labuce” için bir yorum

  • 27 Ekim 2018 tarihinde, saat 00:00
    Permalink

    Aslın yüzüdür her surette aradığımız. Hangi suretlerde bulursun aslını yok ki öyle biri benzetir durursun, ararsın bulamazsin. Emeğine sağlık Ferhat.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir